ANKARA KPSS KURSLARI®,KPSS İSTATİSTİK KURSU kpss,kpss soruları,kpss ders notları,kpss,a

11 Ekim 2010 Pazartesi

Sözcük Nedir?


Sözcük Nedir?

Sözcük : Bir kavram birimidir. Bir varlığın, bir nesnenin ya da bir durumun zihinde canlanabilmesi için onu karşılayan bir gösterimdir.

Sözcüklerin Anlam Açılımları

Temel Anlam : İlk Anlam (Temel Anlam)

Bir sözcük söylendiğinde aklımıza ilk gelen, kavrayışımızda ilk uyandırdığı anlamdır. Kısacası, bir sözcüğün biçimlenmesinde, kuruluşunda esas olan anlamdır. Örnek :

ü Boğazımda bir yanma var. (Temel Anlam)


ü Şişenin boğazı kırılmış.


ü Çanakkale Boğazı'nda müthiş bir tipiye yakalandık.


ü Babam yedi boğaza bakmaya çalışıyordu.


ü Ali, boğazına düşkün bir çocuktur.


Bir sözcüğe temel anlamının dışında yeni yeni anlamlar yükledikçe anlamının da derece derece soyutlaştığı görülür. Örnek :


ü Törende, Kurdeleyi köyün muhtarı kesti. (Somut temel anlam)


ü Patates doğrarken parmağını kesti (Somut yan anlam)


ü Oyun kağıdını ortadan kesti. (Somut yan anlam)


ü Onunla olan bütün ilişkisini kesti. (Soyut mecaz anlam)


Bir sözcük tek başına kullanıldığında temel anlamını korur. Ancak cümle içinde temel anlamından uzaklaşabilir. Örnek :


"Kaçmak" sözcüğünün temel anlamı "bir yerden gizlice ve çabucak uzaklaşmak"tır.


ü "Ben çalışmaktan hiçbir zaman kaçmam." cümlesinde temel anlamından uzaklaşmıştır.


Sözcüklerin Temel Anlamlarıyla İlgili Dikkat Edilecek Noktalar :


Temel anlamı somut olan sözcükler, öncelikle somut ve mecaz anlamlar kazanır. Örnek :


"ateş" sözcüğü, temel anlamıyla düşünüldüğünde "bir nesnenin etrafa ısı ve ışık yayarak yanması" biçiminde açıklanabilir, temel anlamı somuttur.


ü Gençler, kumsalda büyük bir ateş yakmışlardı. (Temel anlam)


ü Hastanın ateşi sabaha kadar düşmüştü. (Somut yan anlam)


ü Şu yağan kar bile yüreğimdeki ateşi söndüremez. (Soyut mecaz anlam)


Yan Anlam :


Sözcüklerin ilk konuluş anlamına bağlı olarak zaman içinde kazandıkları yeni anlamlardır. Bu anlama, kullanılış anlamı ya da yan anlam adı verilir. Örnek :


ü Çocuk kapıyı sessizce açtı. (açmak : Bir şeyi kapalı durumdan kurtarmak.)


ü Gömleğinin düğmelerini yarıya kadar açtı. (açmak : Sarılmış, katlanmış, örtülmüş, buruşmuş


veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak.)


ü Okulun karşısına bir büfe daha açtı.(açmak : Bir kuruluş, bir işyerini işler duruma getirmek.)


ü Annem çok güzel baklava açar. (açmak : Kalın bir nesneyi yayarak ince duruma getirmek.)


ü Komşumuz tıkanan lavaboyu açtı. (açmak : Tıkalı bir şeyi, bu durumdan kurtarmak.)


Sözcüklerin Yan Anlamlarıyla İlgili Dikkat Edilecek Noktalar :


ü Her sözcüğün genel olarak tek temel anlamı varken, birden çok yan anlamı olabilir.


ü Bir sözcük, temel ya da yan anlamı verecek biçimde kullanıldığında gerçek anlamıyla kullanılmış olur. O halde gerçek anlam, hem temel hem de yan anlamı kapsayan genel bir addır.


ü Yan anlamların bir bölümü mecazsız, somut anlam taşırken (ölü yan anlam) bir bölümü de mecazlı, soyut anlam taşır.


Mecaz Anlam :


Sözcüklerin cümle, dize veya deyim içine girdiklerinde, gerçek anlamlarından tamamen sıyrılarak başka bir sözcük ya da kavram yerine kullanılmasıyla kazandığı anlama mecaz (değişmece) anlam denir. Mecaz anlam, Sözcüğün sürekli olmayan, kullanım içinde geçici olarak üstlendiği anlamdır. Örnek :


ü Müşteriden para sızdırmak için elinden geleni yapardı.


ü Satıcının o ince ve tiz sesi kulaklarımızda patlıyordu.


ü Bugünlerde havasından yanına varılmıyor.


ü Bu hayırsız evlat için insan kendisini ateşe atar mı?


Mecaz Türleri


Benzetme (Teşbih) :


Aralarında benzerlik bulunan iki varlıktan (kavramdan) niteliği zayıf olanın, niteliği üstün, belirgin olana benzetilmesidir.


Benzetme, Sözü daha etkili ve gözle görünür kılmak amacıyla kullanılan bir mecaz türüdür. Benzetmenin dört öğesi vardır :


1- Benzeyen (niteliği zayıf olan)


2- Benzetilen (niteliği, üstün, belirgin olan)


3- Benzetme yönü (benzerlik ilgisi gösteren)


4- Benzetme edatı (gibi, kadar, sanki, misali)


Örnek :


Kızın deniz gibi masmavi gözleri vardı.


Benzetilen Benzetme Benzetme Benzeyen


Edatı Yönü


Benzetmeyle İlgili Uyarılar :


Benzetmenin oluşabilmesi için benzeyen ve kendisine benzetilenin kullanılması şarttır.


Bunlar, benzetmenin temel öğeleridir.


Dört öğesinin dördünün de kullanıldığı benzetmelere ayrıntılı benzetme,


benzetme edatının olmadığı benzetmelere kısaltılmış benzetme,


yalnızca temel öğelerin kullanıldığı benzetmelere teşbih-i beliğ denir.


Örnek :


Sular öyle temiz ki annemin yüzü gibi. (Ayrıntılı Benzetme)


Benzeyen Benzetme Benzetilen Benzetme


Yönü Edatı


Adam cesurlukta aslandı. (Pekiştirilmiş Benzetme)


Benzeyen Benzetme Benzetilen


Yönü


Bin Atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik. (Kısaltılmış benzetme)


Benzetilen Benzetme Benzeyen


Edatı


Gider oldum kömür gözlüm elveda. (Teşbih-i beliğ)


Benzetilen Benzeyen


Eğretileme (İstiare) :


İstiare : Arapça bir sözcük olup "bir şeyi iğreti, ödünç alma" anlamındadır. Ya benzeyenle ya da benzetilenle yapılan benzetmedir. Örnek :


ü Aslan gibi güçlü bir adamdı. (benzetme)


ü Soruyu doğru yanıtlayınca "Aslan be!" dedi. (eğretileme)


Eğretileme üç çeşittir.


Açık Eğretileme : Yalnızca kendisine benzetilenin kullanılmasıyla yapılan eğretilemedir. Örnek :


ü Havada bir dost eli okşuyor tenimizi. Benzeyen:Rüzgar(yok) Benzetilen:Bir dost eli


ü Kurban olam kurban olam


Beşikte yatan kuzuya Benzeyen : Bebek, çocuk (yok) Benzetilen : Kuzu


Kapalı Eğretileme : Yalnızca benzeyen ile yapılan, benzetilenin de bir özelliğinin belirtildiği (genel olarak benzetme yönü) eğretilemedir. Örnek :


ü Oğlu büyüyünce yuvadan uçup gitti.


Benzeyen : Oğul Benzetilen : Kuş (yok) Benzetme yönü : Uçup gitmek


ü Ay zeytin ağaçlarının arasından yere damlıyordu.


Benzeyen : ay Benzetilen : su (yok) Benzetme yönü : yere damlaması


Yaygın (Temsili) Eğretileme : Benzetmenin temel öğeleriyle birlikte, birden çok benzetme yönünün bulunduğu eğretilemedir. Yaygın eğretilemede bir "gizleme" vardır. Açıkça söylenmeyen ya da söylenmek istenmeyen sözler, benzetme yoluyla ve sözlük anlamına gizlenerek söylenir, şairler bunu çoğu kez güzel ve etkili bir anlatım için kullanırlar. Örnek :


Artık demir almak günü gelmişse zamandan


Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan


Eğretileme Yolları


İnsana özgü kavramların, doğaya (dış dünyadaki varlıklara) aktarılmasıyla;


Örnek :


İnsan Derinden derine ırmaklar ağlar. Kapalı Eğretileme


Benzetilen Benzeyen


Doğaya özgü kavramların insana aktarılmasıyla;


Örnek :


Askerin ölümü Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor. Açık Eğretileme


Benzeyen Benzetilen


Doğadaki bir varlığa ait özelliğin, bir başka varlığa aktarılmasıyla;


Örnek :


Bulut Yüce dağ başında bir top pamuk var. Kapalı Eğretileme


Benzeyen Benzetilen


Bir duyuya ait bir kavramın bir başka duyuya aktarılmasıyla;


Örnek :


Sıcak bakışlarıyla ısıtırdı içimizi. Kapalı Eğretileme


Ad Aktarması : (Mürsel Mecaz)


Bir sözü benzetme amacı gütmeden bir başka söz yerine kullanmaktır.


Sözcüklerin yeni anlamlar yüklenmesinde bir etken de ad aktarmasıdır. Örnek :


ü "Sinema" için "beyaz perde"


ü "seçime katılmak" yerine "sandık başına gitmek"


Ad aktarması şu ilişkiler çerçevesinde kurulabilir :


ü Sanatçı verilir, yapıtı anlatılır. Örnek :


Yaşar Kemal'i lise yıllarımda okudum. (Yaşar Kemal'in romanlarını)


ü İçteki varlık verilir, dışındaki anlatılır ya da dıştaki varlık verilir içindeki anlatılır. Örnek : Haberi duyunca bütün ev ayağa kalktı. (Evin içindeki insanlar)


Ayağını çıkarmadan içeri girme. (Ayakkabını)


ü Parça verilir, bütün anlatılır ya da bütün verilir, parça anlatılır. Örnek :


Bu acılı haberi ona hangi dil söyleyebilir? (İnsan)


Gemi Mersin'e yanaştı. (Mersin Limanı)


ü Bir yer adı verilir, o yerde yaşayan insanlar anlatılır. Örnek :


Bütün köy meydanda toplandı. (köy halkı)


Erzurum, Mustafa Kemal'e kucak açtı. (Erzurum Halkı)


ü Bir yön adı verilir, o yöndeki bölgeler ya da ülkeler anlatılmak istenir. Örnek :


Batı bu duruma müdahale etmedi. (Batı ülkeleri)


ü Bir eşya adı verilir, onu kullananlar anlatılmak istenir. Örnek :


Koştu, yokuş aşağı bir şapka. (İnsan)


ü Soyut bir ad verilip, somut bir varlık anlatılır. Örnek :


Bu sonucu Türk gençliğine armağan ediyorum. (Genç insanlar)


Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı. (insanlar)


ü Sonuç verilir, bunun nedeni kastedilir. Örnek :


Gökten sicim gibi bereket yağıyor. (bereket, sonuçtur, nedeni yağmur anlatılmıştır)


Kinaye (Dolaylı Söz Söyleme) : Sözcüklerin çok anlamlı olarak kullanılmasında kinayenin de büyük bir önemi vardır. Kinaye bir sözün hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek bir biçimde kullanılmasıdır. Kinayede gerçek anlam verilir, mecaz anlam kastedilir. Örnek :


ü Bu çocuğun elinden tutsan ne kaybedersin?


ü Bulmadım dünyada gönüle mekan


Nerde gül bitse etrafı diken


ü Şu karşıma göğüs geren


Taş bağırlı dağlar mısın?


Tariz (Taşlama) : Bir kimseyi iğnelemek, onunla alay etmek amacıyla bir sözü gerçek anlamının tam karşıtı bir anlamda kullanmaktır. Örnek :


ü Randevuna sadıkmışsın, beklemekten kök saldık.


ü O kadar çok konuştu ki söylediklerinden hiçbir şey anlamadık.


ü Biraz daha hızlı yürürsen karıncalar bile bizi geçecek.


Teşhis - İntak (Kişileştirme - Konuşturma) :


İnsana özgü nitelikleri insan dışındaki varlıklara aktarmaya kişileştirme denirken, bu varlıkların insan gibi konuşturulmasına da konuşturma denir. Örnek :


ü Güneş ışığında yağmurunu döken bulutlar sanki gülüyordu. (Teşhis)


ü Ufukta günün boynu büküldü. (Teşhis)


ü Dal, bir gün dedi ki tomurcuğuna :


Tenimde bir yara işler gibisin. (İntak)



Abartma (Mübalağa) :


Bir durumu olduğundan çok ya da az göstermektir. Örnek :


ü Bütün gün çalışmaktan iğne ipliğe döndü.


ü Alem sele gitti gözüm yaşından


ü Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?


Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.


Sözcüklerin Terim Anlamı : Bilim, Sanat, Meslek ve bir spor dalıyla ilgili kesin anlamı olan özel bir kavramı gösteren gerçek anlamlı sözcüklere terim denir. Örnek :


ü Bu sınıfa yirmi sıra yerleştirelim


Toplumsal sınıflar arasındaki çelişkileri inceliyor.


ü Bu çiçeğin kökü tamamen kurumuş.


Sözcük köklerini ve gövdelerini tanıyalım.


İkilemeler : Anlamı ve anlatımı güçlendirip pekiştirmek amacıyla aynı ya da sesleri birbirine benzeyen sözcüklerin art arda yinelenmesiyle oluşan söz gruplarına ikileme denir.


İkilemelerin anlamsal özellikleri şöyle sıralanabilir:


ü Anlamı güçlendirip pekiştirmek, anlamı abartmak. Örnek :


Güzel mi güzel kız


Demet demet çiçek


Çuval çuval fındık


Çıtır çıtır simit


Ağlaya sızlaya bir hal olmak


Güle güle ölmek


Varını yoğunu ortaya çıkartmak


ü "Şöyle böyle, yaklaşık olma" anlamı vermek. Örnek :


İyi kötü (bilmek)


Aşağı yukarı (anlamak)


Hemen hemen (bitirmek)


İkilemelerin Kuruluş (Yapılış) Özellikleri :


ü Aynı sözcüğün tekrarıyla oluşan ikilemeler. Örnek :


İri iri - Koca koca - Yavaş yavaş - Uslu uslu


ü Yakın anlamlı sözcüklerin tekrarıyla oluşanlar. Örnek :


Börek çörek - Derli toplu - Sorgu sual - Doğru dürüst - Sağ salim


ü Biri anlamlı diğeri anlamsız sözcüklerin bir araya gelmesinden oluşanlar. Örnek :


Çalı çırpı - Konu komşu - Yırtık pırtık - Eğri büğrü


ü Her ikisi de anlamsız sözcüklerin yan yana gelmesiyle oluşanlar. Örnek :


Ivır zıvır - Abur cubur - Eciş bücüş - Dangıl dungul


ü Karşıt anlamlı sözcüklerden oluşanlar. Örnek :


İyi kötü - Er geç - Düşe kalka - İleri geri


ü Yansıma sözcüklerin tekrarlanmasıyla oluşanlar. Örnek :


Vızır vızır - Şırıl şırıl - Tıkır tıkır - Horul horul


UYARI


İkilemeler daima ayrı yazılır ve ikilemelerin arasına virgül işareti KONULMAZ.


Deyim Anlamı :


Belli bir durumu, belli bir kavramı göstermek için kullanılan öz anlamından az çok ayrı bir anlam taşıyan, kalıplaşmış, halkın ortak dil ürünü olan sözlere deyim denir. Örnek :


ü İçine ateş düşmek


ü Pabucu dama atılmak


ü Yüreği ağzına gelmek


ü İki gözü iki çeşme


Deyimlerin Özellikleri


ü Deyimler, kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin yerleri değiştirilemez ve bir sözcüğün yerine eş anlamlısı getirilemez. Örnek :


Sözgelimi "Ayıkla pirincin taşını" yerine "Seç pirincin taşını" denmez ya da "Pirincin taşını ayıkla" gibi deyimi oluşturan sözcüklerin yerleri değiştirilemez.


ü Deyimler, değişik kip ve kişi ekleriyle çekime girebilirler. Örnek :


Kendini naza çek(mek)


Kendini naza çek(iyor)


Kendimi naza çek(tim)


Kendilerini naza çek(erler)



ü Deyimi oluşturan sözcüklerin arasına başka söz grupları girebilir. Bu tip kullanımlarda deyim gözden kaçırılmamalıdır. Örnek :


Gözü vitrinde duran kırmızı elbiseye takıldı.


ü Deyimler genel kural bildirmez, yol gösterip öğüt vermez. Yalnızca bir durumu en kısa yoldan ve en etkili bir biçimde anlatmaya yarar. Deyim, bu yönüyle atasözünden ayrılır. Örnek :


İşleyen demir ışıldar.


Akacak kan damarda durmaz Atasözüdür, kural bildirir.


Mum dibine ışık vermez.


Armut piş, ağzıma düş.


Ne kokar, ne bulaşır. Deyimdir, kural bildirmez.


Atı alan Üsküdar'ı geçti.


Deyimler Anlamları ve Kuruluşları (Biçimleri) yönünden iki gurupta incelenir.


Anlamlarına Göre Deyimler


ü Gerçek Anlamlı Deyimler


Bazı deyimlerde sözcükler gerçek anlamlıdır. Deyimin iletmek istediği durumu, deyimi oluşturan sözcüklerin anlamlarıyla düşünürüz. Bu tür deyimlerde anlatım güzelliği düşünülmez. Bunlar, Bir kavramı belirtir. Örnek :


Alan razı satan razı - Ne var ne yok? - Olur şey değil! - Nerde akşam orda sabah.


İsmi var cismi yok - Yükte hafif pahada ağır.


ü Mecaz Anlamlı Deyimler


Deyimlerde genel olarak deyimi oluşturan sözcüklerin çoğu ya da tümü gerçek anlamından uzaklaşarak tamamen farklı bir durumu ya da kavramı anlatmak üzere kullanılır. Dilimizde deyimler genel olarak mecaz anlam taşır.


Mecaz anlamlı deyimler iki şekilde karşımıza çıkabilir.


1. İliştirme Anlamlı Deyimler: Deyimi oluşturan sözcüklerden bir ya da ikisiyle, deyimin ilettiği durum arasında dolaylı bir bağlantı vardır. Böyle deyimlere "iliştirme anlamlı" deyimler denir. Örnek :


Diline dolamak (sürekli aynı şeyi söylemekle, dil arasında bir bağlantı var.)


Kulak misafiri olmak (dinlemek)


Göz gezdirmek (bakmak)


Ayaklarına kara sular inmek (yürümekten yorulmak)


2. Yummaca Anlamlı Deyimler: Deyimi oluşturan sözcüklerin anlamları ile deyimin iletmek istediği durum arasında hiçbir anlam bağlantısı olmayabilir. Bu tip deyimlere "yummaca anlamlı" deyim denir. Örnek :


Baş göz etmek (evlendirmek)


Burnu sürtülmek (taşkın davranışların cezasını çekip ılımlı olmak)


Can damarına basmak (bir şeyin en önemli noktası üzerinde durmak)


Burnunun direği sızlamak (çok üzülüp acımak)


Çamur atmak (Bir kimseyi lekelemeye çalışmak)


Yaş tahtaya basmak (tedbirsizlik edip sonu tehlikeli işe girişmek)


Yapılarına (Biçimlenişlerine Göre) Deyimler


Deyimler kalıplaşmıştır. Belli bir söyleyiş biçimi kazanmışlardır. Bir deyimin söylenişi her yerde aynıdır. Hem biçimce hem anlamca son söyleyiş biçimini almışlardır.


ü Kimi deyimler yargı (cümle) biçiminde ya da ikili yargılı olarak kurulmuştur. Örnek :


Atı alan Üsküdar'ı geçti.


Hamama gider kurnaya, düğüne gider zurnaya aşık olur.


Hem suçlu hem güçlü


Geçti Bor'un pazarı, sür eşeğini Niğde'ye


ü Kimi deyimler öykücük ya da konuşma biçimindedir. Örnek :


Deveye, "Boynun eğri" demişler, "Nerem doğru ki!" demiş.


Tencere dibin kara


Seninki benden kara


ü Deyimler genel olarak mastar biçimindedir. Örnek :


Gönül koymak - İçi burkulmak - Kapı dışarı etmek - Muradına ermek - Ödü patlamak


Öküzün altında buzağı aramak



ü Bazı deyimler, sözcük öbeği (tamlama) biçiminde kalıplaşmıştır. Örnek :


Kara çalı - Püsküllü bela - Para canlısı - Para babası - Elinin körü - Ömür törpüsü


ü Deyimler, genel olarak birden çok sözcüğün kalıplaşmasından oluşur. Ancak tek sözcükten oluşan deyimler de vardır. Örnek :


Akşamcı - gedikli - kılkuyruk - kaşarlanmış


ü Kimi deyimler ise ikileme biçiminde kurulurlar. Örnek :


Abur cubur - Açık saçık - Ağır aksak - Ak pak - Apar topar - Az çok - Bata çıka


Atasözleri : Uzun deneyimler ve gözlemler sonucu oluşmuş, yol gösterici, genel kural biçiminde kalıplaşan, toplumca benimsenen ve anonim bir nitelik taşıyan özlü sözlerdir.


Atasözlerinin Biçim Özellikleri :


ü Deyimler gibi atasözleri de kalıplaşmıştır. Sözcüklerin yerleri değiştirilmez ve bir sözcüğün yerine eş anlamlısı getirilemez. Örnek :


Ak akçe kara gün içindir. - Kız beşikte, çeyiz sandıkta.


ü Atasözleri kısa ve özlüdür, az sözle geniş bir düşünce ifade edilir. Örnek :


Aç ayı oynamaz. - Su yatağını bulur. - Baş kes, yaş kesme. - Boğaz kırk boğumdur.


Çivi çiviyi söker.


ü Atasözleri genel olarak bir yargı (cümle) biçiminde kurulmuştur. Örnek :


İt ürür kervan yürür. - İyilik eden, iyilik bulur. - Ölmüş eşek kurttan korkmaz.


Kardeş kardeşi bıçaklamış, dönmüş yine kucaklamış. - Kavgada yumruk sayılmaz.


ü Atasözleri genel olarak geniş zaman kipinin üçüncü tekil kişisiyle ya da emir kipinin ikinci tekil kişisiyle çekimlenmiştir. Örnek :


Önce düşün, sonra söyle. (II. tekil kişi emir kipi)


Pilav yiyen kaşığını yanında taşır. (Geniş zaman kipi, III. tekil kişi)


ü Atasözlerinde genel olarak uyaklı ve uyumlu sesler ve sözcükler vardır. Örnek :


Pekmezi küpten, kadını kökten al. - Sabreden derviş, muradına ermiş.


Sen dede ben dede, bu atı kim tımar ede?


Atasözlerinin Anlam Özellikleri


ü Atasözlerinin bir bölümü gerçek anlamlıdır. Yani atasözünün iletmek istediği düşünceyi onu oluşturan sözcüklerin anlamları düşündürür. Örnek :


Çok yaşayan bilmez, çok gezen bilir. - Allah bilir ama kul da sezer.


Al malın iyisini çekme tasasını. - Bugünün işini yarına bırakma. - At, yiğidin yoldaşıdır.


ü Atasözlerinin bir bölümü mecaz anlamlıdır. Yani atasözlerinin iletmek istediği anlam, sözcüklerin gerçek anlamlarından tamamen bağımsızdır. Örnek :


Mum, dibine ışık vermez. - Altın, eli bıçak kesmez. - Kaynayan kazan kapak tutmaz.


Göç dönüşü topal eşek öne geçer. - Etle tırnak arasına girilmez.


Eşeği dama çıkartan yine kendi indirir.


ü Bazı atasözleri ilettiği yargı yönünden karşıtlık ya da çelişki gösterir. Örnek :


İyilik eden iyilik bulur.


karşıtlık


İyiliğe iyilik olsaydı, koca öküze bıçak olmazdı.



İyi insan lafının üstüne gelir.


çelişki


İti an çomağı hazırla.


ü Atasözlerinde ahenk ve söz sanatları da vardır. Örnek :


Alet işler, el övünür. (mürsel-mecaz)


Güvenme varlığa, düşersin darlığa (tezat-karşıtlık)


Elin ağzı torba değil ki büzesin. (benzetme)


El eli yıkar, iki elde yüzü yıkar. (tekrir)


Dökme suyla değirmen dönmez. (kinaye)


Anlam Özelliklerine Göre Sözcükler


Somut ve Soyut Anlamlı Sözcükler :


Bir sözcük, duyu organlarından biri yoluyla algılanabilen bir varlığı gösterirse "somut anlamlı", duyu organları yoluyla algılanamayıp da zihinde var olan kavramları gösterirse "soyut anlamlı" sözcük adını alır. Örnek :


ü Ağaç, taş, hava, ses, koku, çiçek. (somut anlam)


ü Mutluluk, Sevgi, korku, kin, dostluk, insanlık. (soyut anlam)


Somut ve Soyut Anlamla İlgili Uyarılar :


ü Bir sözcük temel anlamıyla somutken cümlede kazandığı anlamıyla soyut olabilir.


Bu yüzden sözcükler somutluk soyutluk yönünden değerlendirilirken cümle içinde kazandığı anlama göre değerlendirilir. Örnek :


Sözgelimi "hava" sözcüğü dokunma duyusuyla ilgili somut bir anlam taşırken "Eski eşyalar salona ayrı bir hava vermiş." cümlesinde soyut bir anlam kazanacak şekilde kullanılmıştır.



ü Aktarma yoluyla somut anlamlı bir sözcük bir somut anlam daha kazanarak kullanılabilir. Örnek :


Organ adı olan somut anlamlı "ayak" sözcüğü, "sıranın ayağı, masanın ayağı, köprünün ayağı" gibi kullanımlarda yeni bir somut anlam kazanmıştır.



ü Soyut bir kavramın gözle görünür kılınması için somut anlamlı bir sözcükle anlatılması söz konusu olabilir. Bu duruma somutlama denir. Örnek :


Bu sözlerin onu kırmış. ("Üzmek","kırmak" la somutlaştırılmıştır.)


Sanki bakışlarıyla bizi eziyordu. ("aşağılayıp, küçümsemek","ezmek" le somutlaştırılmıştır.)


Kanunları çiğnemek suçtur.


("ihlal edip, uymamak", "çiğnemek" sözcüğüyle somutlaştırılmıştır.)


ü Deyimlerimizin bir bölümü somutlamaya örnektir. Örnek :


Öküz altında buzağı aramak (Akla uymayan bahanelerle suç ve suçlu bulma çabası)


Öp babanın elini (beklenmedik bir durum)


Örümcek kafalı (geri düşünceli, yenilikleri kabul etmeyen)


ü Soyut anlamlı bir sözcük cümle içinde bir soyut anlam daha kazanarak kullanılabilir. Örnek :


Karnım henüz doymuş değil. (soyut-temel anlam)


Ömrü boyunca okudu, hala okumaya doydu diyemem. (Soyut-mecaz anlam)


Eş ve Yakın Anlamlı Sözcükler :


Eş Anlamlı Sözcükler (Anlamdaş Sözcükler)


Aynı varlığı, nesneyi ya da kavramı gösteren sözcüklerdir. Aslında hiçbir dilde birbirinin tıpatıp aynısı olan eş anlamlı sözcük yoktur. Bu tür sözcüklerin ilk bakışta anlamlarının aynı olduğu sanılır. Fakat çok ince bir anlam ayrılığı vardır. Bugün dilimizdeki "çevirmek, döndürmek", "yollamak, göndermek", "bıkmak, usanmak" sözcükleri görünüşte eş anlamlı sayılabilir. Fakat aslında bu sözler ayrı köklerden türemiş ve anlamca birbirine çok yaklaşmış olan sözcüklerdir. Örnek : İri - büyük - kocaman / Bitmek - tükenmek / Cihan - dünya - alem


Üzüntü - gam - keder / Diyar - ülke


Yakın Anlamlı Sözcükler


Anlamca aynı değil de birbirine benzer ve yakın olan sözcüklerdir. Dilimizde eş anlamlılıktan çok yakın anlamlılık daha yaygın bir kullanıma sahiptir. Eş anlamlı sözcüklerde anlam eşitliği varken (sesteş-eşsesli, uğraşmak-didinmek vb.) yakın anlamlı sözcüklerde anlamca yakın olma özelliği vardır. Örnek: Sözünü onaylamadığım için bana darıldı.


Toplantıya çağrılmazsa bize gücenir.


UYARI


Sözcüklerin eş ya da yakın anlamlı olup olmadıkları cümle içindeki kullanımlarıyla belirlenir. Örneğin, "ak-beyaz" ve "siyah-kara" sözcükleri tek başlarına kullanıldıklarında eş anlamlıdırlar. Fakat "Ak akçe kara gün içindir." gibi bir kullanımda "ak ve kara" sözcüklerinin eş anlamlısı "beyaz ve siyah" değildir.


Karşıt (Zıt) Anlamlı Sözcükler :


Anlamları birbirine karşıt olan kavramları bildiren sözcüklerdir. Birbirine karşıt yargılar verilirken karşıt anlamlı sözcüklerden yararlanılır. Bu açıklamadan şu anlam çıkar. Karşıtlığın oluşabilmesi için, sözcüklerin uç noktalarda bulunma zorunluluğu vardır.


Sözgelimi "yaşam - ölüm" iki uç noktada bulunduğu için karşıt anlamlıyken "zayıf - dolgun" yaklaşık karşılığı gösterir ve uzak anlamlı olarak kabul edilir. Örnek :


Gülmek - ağlamak / Dar - geniş / Er - geç / Alçak - yüksek / Sert - yumuşak


UYARI


ü Bir sözcüğün olumsuz kullanılmış şekli onun karşıt anlamını oluşturmaz.


Sözgelimi "oturmak" sözcüğünün karşıtı "oturmamak" değil "kalmak" tır.


ü Bir sözcüğün karşıt anlamlısını o sözcüğün cümle içinde kazandığı anlam belirler.


"zor - kolay"


Midesinden zoru var. (Bu cümlede "kolay" ın karşıtı değildir.)


Bu ders oldukça zormuş. (Bu cümlede "kolay"ın karşıtıdır.)


ü Karşıt anlamlılık ilişkisi "ad, sıfat, zarf ve eylem" türündeki sözcükler arasında olabilir.


Sesteş (Eş Sesli) Sözcükler :


Yazılışları ve okunuşları aynı olduğu halde, anlamları tamamen farklı olan sözcüklere "sesteş" sözcükler denir. Örnek :


Yüzünde kan lekesi vardı. - Sen hala onun söylediklerine kan.


Ay'a bu ay yeni bir uzay aracı gönderilecekmiş. - Yüzünü asma, öbür sınavda yüz alırsın.


Gül sen, gülün olayım. - Köyün ortasından geçen çay, çay bahçelerini suluyor.




Sesteş Sözcüklerle İlgili Uyarılar :


ü Sesteş, sözcüklerde kimi zaman yalnızca anlam ayrılığı, kimi zaman da hem anlam hem de tür ayrılığı söz konusu olur. Örnek :


Saçındaki kır çektiği acıları gösteriyor. Hem anlam, hem de tür


Elindeki bardağı düşürüp kırdı. farklılığı söz konusudur.



Ayakkabısının bağı çözülmüş. Yalnızca anlam farklılığı


Bağa girdik, üzüm topladık. söz konusudur.


ü Eş seslilik çoğu kez çok anlamlılıkla karıştırılmaktadır. Oysa sesteşlikte, sözcüğün kazandığı her farklı anlam temel anlam olup bu temel anlamlardan birine bağlı olarak ortaya çıkan yan ya da mecaz anlamlar sesteşlik değil çok anlamlılık olarak adlandırılır. Örnek : Gemideki tayfalardan biri kara göründü diye bağırdı.


Kara gecede bir tek yıldız bile yoktu.


Cümlelerinde geçen "kara" sözcükleri eş seslidir.


"Kara yazım gene değişmedi" cümlesinde "kara" sözcüğü bunların sesteşi değil, renk "kara" ya bağlı olarak yapılmış bir çok anlamlılıktır.


ü Eş sesli sözcüklerle "ortak kökler" karıştırılmamalıdır. Çünkü ortak kökler arasında bir anlam yakınlığı varken, sesteş sözcükler arasında hiçbir anlam yakınlığı yoktur. Örnek :


boya Renkli boya, Duvarı boyadı. Al bir ata binmişti.


eski Eski elbise, Araba eskidi. Ortak kök Bana da gömlek al. Sesteş


Barış Barış yapıldı, Yakında barışırlar. Kır at yarışmaya giremedi.


Şunu da çöpe at.


ü Sesteş bir sözcüğün iki farklı anlamını da düşündürecek biçimde kullanılmasıyla oluşan sanata tevriye denir. Örnek :


Ak gerdana bir ben gerek. (Siyah nokta, I. Tekil kişi)


Ulusun, korkma nasıl böyle bir imanı boğar. (Yüce - büyük, bağırıp ulumak)


ü Sesteş sözcüklerin bir arada kullanılmasıyla oluşan sanata cinas denir. Örnek :


Geçtikçe bembeyaz giyinenler üçer beşer


Gördüm ki ahiret denilen yerdedir beşer.


Özel ve Genel Anlamlı Sözcükler :


Sözcüklerin özel ve genel anlamlığı karşıladıkları kavramların kapsamlılığıyla ilgilidir. Anlamları sınırlı olan, kavramları tek tek ya da küçük parçalar halinde gösteren sözcükler özel anlamlıyken, aralarındaki ortak özelliklere göre daha çok varlığı gösteren, aynı türden kavramları topluca düşündüren sözcükler genel anlamlıdır.


UYARI


Genel anlamlı bir sözcük, cümle içinde genel anlamıyla da dar anlamıyla da kullanılabilir.


ü Çocuğun bilinçlenmesinde kitap önemlidir. (genel anlamlı)


ü Elinde kalın bir kitap vardı. (dar anlamlı)


Nicel ve Nitel Anlamlı Sözcükler :


ü Bir sözcük, herhangi bir şeyin, sayılabilen, ölçülebilen, artıp azalabilen durumunu bildirirse nicelik anlamlı olur.


Sözgelimi "Elinde büyük bir paket vardı." cümlesinde "büyük" sözcüğü paketin ölçülebilen durumunu gösterdiği için nicel anlam taşır. Örnek :


Bu işten iyi para kazandı. (Paranın miktarını gösterir, nicel anlamlıdır.)


Evin geniş bir salonu vardı. (Salonun ölçülebilen özelliğini gösterir.)


Bahçede büyük bir kalabalık vardı. (Kalabalığın sayılabilen durumunu gösterir.)


ü Bir sözcük herhangi bir şeyin nasıl olduğunu, ne durumda bulunduğunu özelliğini gösterirse nitel anlamlı olur. Örneğin :


"Kapıda kırmızı bir araba vardı." cümlesinde " kırmızı sözcüğü arabanın sayılabilen, ölçülebilen durumunu değil de"nasıl olduğunu, rengini, özelliğini" gösterir, nitel anlam taşır.


UYARI


Aynı sözcük farklı cümlelerde nicelik ya da nitelik gösterebilir. Bu değişme çok anlamlılığın bir sonucudur.


ü Kapıyı küçük bir kız açtı. (nicel anlamlı)


ü Beni küçük düşürmekle ne kazandın? (nitel anlamlı)


ü Derin bir kuyudan su çekerdik. (nicel anlamlı)


ü Edebiyatımızın derin bir yazarıydı o. (nitel anlamlı)



Anlam Değişimlerine Göre Sözcükler


Anlam Daralması :


Sözcükler, anlamda daralma ya da genişleme yoluyla başka bir anlama geçerek yan anlamlar kazanabilir.


Sözcüğün eskiden anlattığı şeyin ancak bir bölümünü, bir türünü anlatır duruma gelmesine anlam daralması denir.


Sözgelimi "oğul" sözcüğü başlangıçta kız ve erkek anlamlarını içerirken sonradan yalnızca erkek çocukları için kullanılarak anlam daralmasına uğramıştır.


"Erik" sözcüğü, şeftali, kayısı, zerdali anlamını içerirken, sonradan bir tür meyve için kullanılarak anlam daralmasına uğramıştır.


Anlam Genişlemesi :


Bir varlığın bir türünü ya da tekini anlatan, kullanım alanları dar olan şeyleri gösteren sözcüklerin zamanla o varlığın bütün türlerini birden anlatır duruma gelmesine anlam genişlemesi denir. Örneğin ; "alan" sözcüğü, "düz ve açık yer" anlamını içerirken anlam genişlemesine uğrayarak "iş, meslek, araştırma-inceleme" anlamlarını da kazanmıştır.


Başka Anlama Geçiş (Anlam Kayması)


Sözcüğün eskiden yansıttığı kavramdan bütünüyle farklı, yeni bir kavramı karşılar duruma gelmesine başka anlama geçiş denir. Örneğin :


"sakınmak" sözcüğü Eski Türkçe de "düşünmek, üzerinde durmak, yaslanmak, kederlenmek" anlamını içerirken sonraları "tehlikeden uzak durmak" anlamına geçmiştir.


Başka anlama geçişin bir türü de anlam iyileşmesi ya da anlam kötülenmesidir. Kötü anlamı olan bir sözcüğün zamanla iyi bir anlam kazanmasına anlam-kötülenmesi denir. Örnek :


Kötü İyi .


Mareşal (nalbant) Mareşal (Ordudaki en yüksek rütbe)


İyi Kötü .


Canavar (Canlı) Canavar (cana kıyan, yaban hayvanı, acımasız)


Deyim Aktarmaları


Aralarında çeşitli yönlerden ilgi bulunan iki şey arasında benzerlik ilişkisi yoluyla, birinin adını diğerine veren anlamlandırmaya deyim aktarması denir.


Deyim Aktarması şu yollarla yapılır :


1. Vücut parçaları ve organ adlarının doğaya aktarılmasıyla. Örnek :


ü Baş (vücut parçası, organ adı temel anlam)


Yokuşun başı - Toplu iğnenin başı - İki baş soğan - Dağ başı - Başa güreşmek


2. İnsanla ilgili özelliklerin insan dışındaki varlıklara aktarılması yoluyla. Örnek :


ü Ağlamak (gözyaşı dökmek temel anlam)


Gökyüzündeki bulutlar, ağlıyordu bu ölüme.


3. Doğayla ilgili özelliklerin insana aktarılmasıyla. Örnek :


ü Değnek (bir tür sopa temel anlam)


Kıyman a zalımlar kıyman


Kör karının bir değneği (oğul)


4. Doğayla ilgili özelliklerin yine doğaya aktarılması yoluyla. Örnek :


ü Minik fare kükredi. (Aslana ait "kükreme" özelliği fareye aktarılmış.)


Deniz bütün gece kudurdu. (Köpeğe ait "kudurma" özelliği denize aktarılmış.)


5. Duyu aktarması yoluyla. Örnek :


ü Acı (tadı ağzı yakan, tatma duyusuna ait olan)


acı soğuk (dokunma duyusuna aktarılmış)


acı çığlık (işitme duyusuna aktarılmış)


sıcak (dokunma duyusuyla ilgilidir)


sıcak bakış (görme duyusuna aktarılmış)


sıcak konuşma (işitme duyusuna aktarılmış)


Ad Aktarması


Bir sözcük ya da sözün, benzetme amacı güdülmeden, anlamca ilgili olduğu başka bir sözcük ya da söz yerine kullanılmasıdır. Bu mecaz türüne, "düz değişmece" de denir. Örnek :


ü Beyaz Saray bu olaya sıcak bakmıyor. (Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı)


ü Soba yandı (İçindeki odun - kömür)


ü Çankaya bu yasayı onaylamaz (Cumhurbaşkanlığı)


ü Okul geziye gitti. (Okuldaki öğrenciler)


ü Mozart'ı severim. (Mozart'ın bestelerini)


ü Doğu kan ağlıyor. (Doğu yönündeki bölgeler)


Argo


Genel dilin sözcüklerine yan anlamlar kazandırarak genel dilden ayrılan, bir meslek ya da topluluk arasında kullanılan özel dile argo denir. Argo, tek sözcükten oluşabileceği gibi söz öbekleri ve deyimlerden de oluşabilir. Örnek :


ü Okutmak (elden çıkarıp - satmak)


ü racon (adet - usül)


ü şabanlık (aptallık - sersemlik)


ü keklemek (kandırmak - aldatmak)

Mikroiktisat genel bilinmeyen terimler

Mikroiktisat genel bilinmeyen terimler
1) A tipi fon / B tipi fon:
Yatırım fonları, A ve B Tipi olmak üzere iki ana gruba ayrılırlar.
A TİPİ FONLAR : A tipi yatırım fonlarında, aylık ağırlıklı devamlı olarak ortalama bazda %25 oranında hisse senedi bulunmaktadır.
B TİPİ FONLAR : B tipi yatırım fonları ağırlıklı olarak ters repo ve hazine bonosu ve devlet tahvili içermektedir.

2) Açık pozisyon:
Döviz cinsinden borçlar ve döviz cinsinden alacaklar arasındakı olumsuz fark. Doviz cinsinden olan alacaklarımızın döviz cinsinden olan borçlarımızı karşılamama durumu ve döviz kurlarındaki değişikliklerinden ortaya çıkabilecek bir zarara karşı korumasız olmak.

3) Akreditif:
Uluslar arası ticarette kullanılan ödeme şekillerinden biridir.

4) Amortisman:
Arazi dışında sabit varlıkların değerinde aşınma ve yıpranma nedeniyle zaman içinde ortaya çıkan değer kaybı.

5) Arbitraj:
Fiyat veya kur farklılıklarından kar etmek amacıyla mal, menkul kıymet veya yabancı paraların ucuz oldukları yerde satın alınıp daha pahalı yerde satılması işlemidir.

6) Aktüeryal:
Aktüer ile ilgili sigorta matematiği.

7) Amme:
Kamu / Toplum veya devlete ait kamuya ait olan.

8) Bankacılık üst kurulu(BDDK):
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu.

9) Bankalar arası para piyasası borsası:
Bankaların kısa vadeli olarak birbirlerinden ödünç para alıp verdikleri para piyasası.

10) Bankalar birliği:
Türkiye deki bankaların kurduğu meslek birliği.

11) BDDK:
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu.

12) Barem:
Memuriyete ait kıdem, rütbe veya derece.

13) Bear market / Bull market:
Fiyatların düştüğü piyasaları ifade eder. Fiyatların yükseldiği piyasayı ifade eder.


14) Bilateral Trade / Multiteral Trade:
Bilateral Trade: İki taraflı ticaret. Ülkelerin ikili anlaşmalara dayanarak yürüttükleri uluslar arası ticaret.
Multiteral Trade: Çok taraflı ticaret. Birden çok ülke ve birden çok para birimiyle yapılan ticaret.

15) Bileşik endeks:
Menkul kıymetler borsasında işlem gören hisse senetlerinin ortalama değeridir.

16) Bir gecelik faiz:
Bankalararası borçlanma piyasasında (interbank market) bir gecelik faiz oranı.

17) Boğalar Ayılar:
Ayı Piyasası (Bear Market): Fiyatların düştüğü piyasaları ifade eder.
Boğa Piyasası (Bull Market): Fiyatların yükseldiği piyasayı ifade eder.

18) Bono:
Tahvil. Türk Ticaret Kanunu’nun 420. maddesine göre anonim şirketlerin borç para bulmak için itibari kıymetleri eşit ve ibareleri aynı olmak üzere çıkardıkları borç senetlerine tahvil denir.

19) Borsa – SPK – İMKB – Bileşik Endeks:
Borsa – Sermaye Piyasası Kurulu – İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında (İMKB) işlem gören hisse senetlerinin ortalama değerini gösteren endeks.

20) Broker:
Simsar. Alıcı ve satıcı arasındaki bağlantıyı kuran aracılar. Bir komisyon karşılığında müşterisi hesabına kıymetli evrak alımı satımı yapan kimseler.

21) Butik banka:
Belirli bankacılık hizmetlerini dar bir müşteri kesimine sağlayan banka türü.

22) Cari açık:
Cari işlemler arasındaki fark

23) Cari fiyat:
Mal ve hizmetlerin KDV dahil satış esnasındaki peşin fiyatı.

24) Çekirdek enflasyon:
Tüketici ve Toptan Eşya Fiyat Endeksleri gibi genel kullanıma açık mal ve hizmet sepetlerinden oluşan enflasyon endekslerinin temel enflasyonist eğilimleri tam olarak yansıtmadığı varsayımı ile, bazı mal grupları ile fiyat değişmelerine yol açan bir takım unsurların enflasyon endeksinden çıkarılması sonucu ulaşılan bir enflasyon tanımıdır.


25) CEO: Chief Executive Officer
Bir holding veya şirketin en üst yetkilisi.

26) Çapraz kur:
İki para birimi arasında üçüncü bir para birimi aracılığıyla saptanan değerler.


27) Dalgalı döviz kuru:
Bir para biriminin diğer bir para birimiyle değiştirilebileceği fiyat.

28) Deflasyon:
Fiyatlarda ortaya çıkan düşüş veya para arzında ortaya çıkan azalma.

29) Devalüasyon:
Bir ülke parasının başka paralar karşısındaki değerinin resmen düşürülmesidir.

30) Devlet borcu (İç ve Dış):
Devletin yaptığı iç ve dış borçlanmadan dolayı oluşan borç.

31) Dış / İç dinamikler:

32) Disponibilite:
Ödeme yükümlülüklerini zamanında yerine getirebilme kabiliyeti.

33) Dolaylı vergi / Dolaysız vergi:
Yükümlüsünden dolaylı olarak yani bir aracı vasıtasıyla alınan vergiler örneğin benzine ödediğimiz vergiler benzin aldığımız için farkında olmadan ödediğimiz vergidir

Dolaysız vergi = yükümlüsünden doğrudan doğruya alınan vergidir (emlak vergisi).

34) Döviz Arbitrajı:
Dövizler arasındaki kur farklarından kar etmek icin yapılan döviz alım satım işlemleri
35) Döviz kuru çıpası:
Bir ülke parasının bir başka ülke parasına çevrilmesinde uygulanan oran yada ödenen fiyat.

36) Döviz rezervleri:
Merkez bankalarının elinde bulunan toplam döviz tutarı.

37) Dow Jones endeksi:
New York Menkul kıymetler borsasında işlem gören hisse senetlerindeki fiyat değişikliklerini gösteren endeks.

38) Düopson:
Düo = iki, sony= satıcı = sadece iki satıcının olduğu bir pazar


38) Efektif:
Kaydi forma dönüşmemiş, ekonomik birimlerin fiilen banknot ve bozuk para olarak ellerinde tuttukları parayı ifade etmek için kullanılan bir terimdir.

40) Emisyon:
Merkez bankası tarafından para basılması ve piyasada dönen para

41) Entegrasyon:
Birleştirme

42) Eşel-Mobil:
Ücretli ve maaşlıları, hayat pahalılığı karşısında korumak amacıyla fiyat artışlarıyla doğru orantılı olarak artmasının sağlanmasıdır.

43) Ex-post:

44) Euro bonoları, Euro / Dolar paritesi:
Çıkaran ülkenin veya kuruluşun, kendi ulusal para birimi dışında Euro para birimi üzerinden ihraç ettiği menkul kıymetlerdir.

45) Factoring:
Alacak hakkının yani alacak senetlerinin ve buna benzer hakların bir başka kuruluşa devredilmesi sonucunda likit fon sağlanmasına imkan veren işlem.

46) Faiz dışı bütçe dengesi:
Bu veriler Hazine, Kamu İktisadi Teşebbüsleri, döviz pozisyonu tutan bankalar ve yurtdışından kredi alan diğer kuruluşlara ait borçların faiz ödemelerini kapsar.

47) Finans sektörü:
Bankalar,sigorta şirketleri, leasing ve factoring şirketlerinin oluşturduğu sektöre verilen isim.

48) Fizibilite:
Bir işin yapılmasının uygun, karlı ve olası olup olmayacağına ilişkin yapılan inceleme.

49) Global Ekonomi:
Küresel ekonomi. Dünyanın tümünü ilgilendiren ekonomi

50) Halka arz:
Menkul kıymetlerin satın alınması için yazılı, sözlü veya görüntülü şekilde her türlü yoldan halka çağrıda bulunulması.

51) Hanut:
Turizm rehberlerinin turistleri alışverişe yönelttikleri mağazadan aldıkları komisyon.

52) Hazine bonosu – Devlet tahvili:
Devlet tarafından çıkarılan kısa veya uzun vadeli borçlanma senedi.

53) Hiper enflasyon:
Fiyatların gittikçe hızlanan oranlarda ve kontrol edilemeyecek biçimde yükselmesini ifade eder.

54) Hukuk Devleti:
Hukuk kuralları üzerine kurulu devlet biçimi.

55) İfta:
Bir borcun ödenmesi .

56) IMF:
Uluslar Arası Para Fonu. Uluslararası ticaretin gelişmesi, tam istihdam, gelişim hızının artırılması, sabit kur sisteminin gerçekleşmesi, kurlarda kararlılığın sağlanması, tek yönlü devalüasyonu önlemek ve ödemeler dengesi sorunlarını çözmek, kredi sağlamak gibi çok amaçlı kurulmuş bir örgüttür.

57) IMKB – 100:
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası ilk (en büyük)100 firma.

58) IMKB – 30:
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası ilk 30 firma.

59) Interbank Faizleri:
Bankalarası piyasada borçlanma faizi

60) Insidertrading:
Şirket personelinin şirket hakkında gizli bilgileri kişisel çıkar sağlamak amacıyla kullanması.

61) İpotek:
Bir borcun ödenmesini yada bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak amacıyla yapılan gayrimenkul rehni.

62) İşsizlik sigortası fonu:
Devletin, işsiz kalanları bir süre için desteklemek üzere kurduğu fon. Bu fondan işsiz kalanlar iş buluncaya kadar belirli kurallar ve süre içerisinde yararlanırlar.

62) Jenerik ilaç:
İlacın markasıyla tanınan ilaç, Örnek: Aspirin aslında bir marka olmasına rağmen zamanla ilacın adı haline gelmiştir.

64) Kambiyo Kuru:
Döviz kuru, bir memleket parasının yabancı memleket paraları ile değiştirilme oranı.

65) Kanun devleti:
Kanunların geçerli olduğu keyfi yönetimin mümkün olmadığı devlet yönetimi.

66) Kara Para:
Kaynağı belli olmayan yasa dışı yollarla elde edildiği kayıt dışı para.

67) Katma değer vergisi:
Bir malın satış fiyatına eklene vergi

68) Kayıt dışı:
Devletten gizlenen, kayda geçirilmeyen/geçirilemeyen ve bu sebeple denetlenemeyen faaliyetler olarak tanımlanabilir. Enformel ekonomi, illegal ekonomi, gayri resmi ekonomi, gizli ekonomi diye de adlandırılır.

69) Kayyum:
İflas etme sonucunda tasfiye edilmesine karar verilen bir işletmenin tasfiyesi süreci içinde yönetiminden sorumlu ticaret mahkemesince atanmış yetkili.

70) Kırmızı bülten:
Suçluların uluslar arası polis teşkilatınca (İnterpol) arandığı bülten.

71) KİT:
Kamu İktisadi Teşebbüs.

72) KOBİ:
Küçük ve Orta boydaki İşletmeler.

73) Konjonktür:
Ekonomik hareketleri ifade eden genel bir terim

74) Konkordato:

75) Konsolidasyon
Bir borcun borçlusu tarafından ödenmeyip zorunlu veya gönüllü olarak vade, faiz, tür ve benzeri yönlerden yeniden yapılandırılmasını ifade eder.

76) Konsolide bütçe:
Cari harcamalar ve yatırım bütçesinin birleştirildiği bütçe.

77) Kontenjan:
Kota, BELİRLİ BİR SAYI ile belirlenmiş kullanım hakkı.kapasite.

78) Konvertibilite
Bir ülke parasının diğer ülke paraları ile serbestçe değiştirilebilmesi.

79) Kota:
Kontenjan, açıklık kapasite.

9 Ekim 2010 Cumartesi

ÖZGEÇMİŞ HAZIRLAMA

ÖZGEÇMİŞ HAZIRLAMA

Eğer iş arıyorsanız kişisel tanıtımınızı yeterince iyi yapmanız önemlidir ve bunu sağlayacak olan dikkatle hazırlayacağınız özgeçmişinizdir.

Özgeçmiş yazmanın belli baslı kuralları olduğu doğrudur. Ancak unutulmamalıdır ki; ilişkili olunan kurum, görev yapılan seviye, yerel mi yoksa yabancı pazarlar da mi is aranıyor olusu söz konusu kurallara eklemeler getirebilir.


Kişisel tecrübelerin ve yeteneklerin tanıtımı profesyonelce hazırlanmış bir özgeçmiş aracılığı ile pekala yapılabilir. Abartıdan ve yanlış (yalan) bilgilerden arındırılmış, özgeçmişi alan kişinin kolaylıkla okumasına izin verecek şekilde uzunluğu ayarlanmış ve anahtar kelimeler kullanılarak yazılmış bir özgeçmiş pek çok kapıyı aralayabilecektir.

NEREYE YÖNELIK BIR ÖZGEÇMIS HAZIRLIYORSUNUZ?

Özel sektörde bir şirkete gönderilmek üzere hazırlanmış ise unutulmamalı ki: Şirketlere sizinki de dahil olmak üzere her gün yüzlerce özgeçmiş ulaşmakta ve bunlar gözden geçirilerek sınıflandırmaktadır. Bir özgeçmişin incelenmesi yaklaşık 25 saniye sürer ve incelendiği anda veya kısa zamanda değerlendirilmek üzere uygun bulunursa toplam 3-4 dakika daha harcanarak tamamı etraflıca incelenir.

Eğer özgeçmişinizi bir kuruma yöneltecekseniz; size ait bilgiler bu kurumların insan kaynakları bölümlerine ulaşacak, özgeçmişinizin incelenmesi ile ilgili süreler biraz daha uzun tutulabilecek, danışmanlık şirketine kıyasla buralarda oluşturulmuş veritabanına eklenen özgeçmiş şayisi gün bazında düşecektir. Bu durumun son dönemdeki istinası kurumların Internet üzerinde ve genel başvuru adi ile özgeçmiş toplamalarıdır. Yani artık kurumlara ait veritabanına da her gün çok sayıda özgeçmiş eklenmektedir.

B. ÖZGEÇMISINIZIN GÖRÜNÜMÜ NASIL OLMALI?

Yukarıdaki açıklamalardan hareketle özgeçmişi ilk bakışta kişi ile ilgili temel vasıfları vurgulayabilecek ve kolaylıkla okunup algılanabilecek şekilde hazırlama gereği ortaya çıkar. Bilgisayarda hazırladığınız özgeçmişinizi basacağınız kağıt A4 boyutunda beyaz düz bir kağıt olmalıdır. Yazı font’u olarak Arial ve Times New Roman tercih edilmesi idealdir. Kullanacağınız karakter büyüklüğü 10 veya 12 olarak seçilmelidir, daha küçük fontlar okumayı zorlaştıracaktır.

Ana ve alt baslıklarda (örneğin is tecrübesi ve çalışılan şirketler, alınan unvanlar gibi) aşırıya kaçmadan büyük harfler, kalın ve yana yatık fontlar seçilebilir. Bu baslıkların görev tanımının okunmasından hemen önce görünmesi önemlidir.

Görev tanımı ve gerçekleştirilen islerin yer aldığı bölümde ise düz yazı yerine maddeler halinde ve 10 - 15 maddeyi gedmeyen sıralı bir anlatım doğru olacaktır. Ayrıca ana ve alt baslıklar veya maddeler arasında bir veya iki satir atlayarak belli ölçüde “beyaz alan” bırakılmalıdır. Böylece özgeçmişi okuyan ilgili kolayca ve sıkılmadan gözlerini kağıt üzerinde kaydırabilir ve 25 saniyenin sonunda ilgisini yoğunlaşmış bulursa detaylı inceleme safhasına geçer.

Satırbaşları ve sonları sağ kenardan yaklaşık 3 sol kenardan da yaklaşık 2 santimetre içeride olmalı, kullanılan kağıdın üstünden ve altından da bir miktar boşluk bırakılmalıdır. Bu da onca bilgiye daha derli toplu bir görüntü verecek ayrıntılardan biri tanesidir.

Kişi, çok ve çeşitli bir is tecrübesine sahip ise bu uzunluk 2 ye da 3 A4 boyutunda bir sayfa uzunluğunda tutulmalıdır. Ancak çok is değiştirmiş ye da uzun yıllar farklı görevlerde ve seviyelerde çalışmış biri değil ise veya çalışma hayatinin henüz basında ise, tek bir sayfadan oluşan bir özgeçmiş onu inceleyecek kişiye kolaylık sağlayacaktır. Bir başka deyişle mülakatı yapacak kişi yukarıda da belirtildiği gibi hakkında daha kısa bir sürede bir fikir sahibi olabildiği bir özgeçmişe diğerlerinden daha fazla öncelik verecektir.

C. ÖZGEÇMİŞİN İÇERİĞİNDE HANGİ BİLGİLER NE ŞEKİLDE ve HANGİ SIRAYLA YER ALMALIDIR?

Bir özgeçmiş sırasıyla su başlıkları açıklamalıdır:

Kişisel Bilgiler (isim soyadı, adres, iletişim numaraları, doğum tarihi, cinsiyet, medeni durum, askerlik durumu vb. bilgileri),
Su anda çalışılan kurum, unvan bilgileri ve görev süresi,
Su anda yapılan isler, alınan sorumluluklar,
Daha önce çalışılan is yerleri, alınan unvanlar ve ise giriş - ayrılış tarihleri,
Daha önceki işyerlerinde yapılan isler, alınan sorumluluklar,
Eğitim Bilgileri (Lisans derecesi, mezun olunan veya devam edilen yüksek ve orta öğrenim kurumları, bu kurumlara giriş ve mezuniyet tarihleri),
Nitelik Bilgileri (Yabancı dil bilgisi, bilgisayar bilgisi, mali veya teknik uzmanlıklar, alınan derece veya ödüller, sahip olunan sertifikalar),
Kurs, seminer veya is öncesi veya is basında alınan eğitimler, (tarih sırası gözetilerek ve eğitimi veren firma adları belirtilerek yazılmalıdır),
Referanslar (Bu bölüm isteğe bağlıdır ve referans olarak gösterilen kişilere ait isim ve iletişim bilgilerini içerir)
Bunlardan hareketle, özgeçmişte yer alacak bilgiler için yukarıda belirtilen konu baslıklarının takip ettiği sıraya uygun bir akis izlenebilir. Ayrıca bu akis içerisinde “eğitim bilgileri” ve “is tecrübeleri”nin yer değiştirmesinde de ciddi bir sakınca bulunmamaktadır.
İs tecrübeleri bölümünde 2-3 satirlik bir önbilgi bölümü ve bunu takip eden maddeler halinde bir anlatım yerinde olacaktır. Önbilgi bölümünde; kişinin sorumlu olduğu alanların kelime bazında özetleri (ihracat, ithalat, genel muhasebe, distribütör yönetimi vs.) ve değişik firmalarda çalışmış ise firma büyüklüğünü anlatan (faaliyet alanı, ortaklık yapısı, satış cirosu, personel sayısı, fabrika sayısı gibi) bilgiler yer almalıdır.

Tekrar hatırlatmakta fayda vardır ki; önerilen bu sıralama, bir özgeçmişin hızla ve kolaylıkla okunup algılanabilecek şekilde hazırlanmasına yöneliktir. Bunları okuyacak ilgili, sizi ikinci asama olan is görüşmesine davet edebilmek amacıyla, özgeçmişiniz hakkında kolaylıkla bir ön değerlendirme yapabilir.

Bir yere is görüşmesi yapmak üzere çağırıldığınızda alışılagelmiş olan, kişisel ve öğrenim bilgilerinizden bahsedildikten sonra, is tecrübeleriniz hakkında geçmişten günümüze doğru bir tarih sırası gözeterek detaylıca konuşulmasıdır. Olası herhangi bir gözden kaçırmaya sebebiyet vermeden tüm tecrübe, eğitim ve öğrenim bilgilerinizin üzerinden geçinebilmesi için bu emin ve kolay bir yoldur. Ancak mülakat yapacak kişilerden bazıları adaylarının cari dönemde yaptıkları isler ile konuşmaya başlamayı tercih edebilir ki bunun da bir sakıncası yoktur.

D. KAPAK YAZISININ ÖNEMİ NEDİR? KAPAK YAZISINI MUTLAKA YAZMAK GEREKLİMİDİR?

Kapak yazıları kişilerin iş ararken gözettikleri amacı yansıtması açısından önemlidir. Ne tür bir firmada, hangi pozisyonda ve ne konuda görev yapmak istediklerini 4-5 satırlık bir paragrafta özetlemeleri sonraki aşamalar açısından açıklayısı olur. Kapak yazısı olmayan bir özgeçmişi değerlendirme dışı tutmak söz konusu değildir, olmamalıdır. Ancak şüphesiz ki çok uzun olmayan açıklayıcı bir kapak yazısının varlığı hem takip eden içerik hakkında bilgi vermesi hem de özgeçmiş yazarken daha özenli davranıldığının bir göstergesi olması dolayısı ile tercih sebebidir.